SABAHATTİN ALİ SÖZLERİ VE KİTAP ALINTILARI

Sabahattin Ali, Türk yazar ve şair. Sabahattin Ali 25 Şubat 1907’de Eğridere’de doğdu. 2 Nisan 1948, Kırklareli’de vefat etti. Edebî kişiliğini toplumcu gerçekçi bir düzleme oturtarak yaşamındaki deneyimlerini okuyucusuna yansıttı ve kendisinden sonraki Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatını etkileyen bir figür hâline geldi. Şiirler, hikâyeler, romanlar yazdı, çeviriler yaptı. Bu yazımızda Sabahattin Ali ‘den ister yazılı ister resimli olarak paylaşabileceğiniz bir demet hazırladık iyi okumalar dileriz.


SABAHATTİN ALİ SÖZLERİ

Çiçek açsın mı gönlünüz? O zaman tebessüm ediniz zarifçe tüm anlamsız boş hüzünlerinize.



Hayat ancak bir kere oynanan bir kumardır, ben onu kaybettim. İkinci defa oynayamam.


Etrafın seni sıkmaya başladığı zaman kitap oku.


Artık hayatının sahifelerinden yeisi, bedbinliği, kederi sil çünkü kuvvetli bir kafanın sevince çeviremeyeceği ıstırap yoktur.


Dünyada bana hiçbir şey, tabiattan melül bir insanın zorla gülmeye çalışması kadar acı gelmemiştir.


Sen bu karanlık ömrümün içine bir sevinç ışığı gibi, kurumaya yüz tutan ekinlere can veren bir nisan yağmuru gibi birdenbire geldin.
Ben bu kadar bol hayat ve saadet yağmuru altında kendimi unutmuş gibiyim. 


Dünyada hayatın bir tek manası varsa o da sevmektir.


Belki de yeni başlangıç yapmanın vaktidir, yeni bir başlangıç için her şeyi yıkmanın vakti.


Allah bize çektirenlerin yanına komaz.


Biz istiyoruz ki, bu memlekette yapılan her iş, üç beş kişinin çıkarına değil, bu toprakları dolduran milyonların yararına olsun.


Bitmiyor, sadece bazen belki güneşli bir günde veya kalabalık bir gecede geçtiğini sanıyorsun ama geçmiyor esasında. Alışıyorsun zamanla. Asla bitmiyor.


Saadet, hayatı olduğu gibi kabul etmektir. Ne bir şey ilave etmeli, ne de ondan bir şey eksiltmeli.


Benim Aşkım
Bir kalemin ucundan hislerimiz akınca
Bir ince yol onları sıkıyor, daraltıyor;
Beni anlayamazsan gözlerime bakınca
Göğsümü parçala bak kalbim nasıl atıyor.
Daha pek doymamışken yaşamın tadına
Gönül bağlanmaz oldu ne kıza, ne kadına
Gönlüm yüz sürmek ister yalnız senin katına

Senden başka her şeyi bir mangıra satıyor.
Sensin, kalbim değildir, böyle göğsüme vuran,
Sensin Ülkü adıyla beynimde dimdik duran
Sensin çeyrek asırlık günlerimi dolduran;
Seni çıkarsam, ömrüm başlamadan bitiyor.
Hem bunları ne çıkar anlatsam bir dizeye?
Hisler kambur oluyor dökülünce yazıya
Kısacası gönlümü verdim Ulu Gazi’ye
Göğsümde şimdi yalnız onun aşkı yatıyor


SABAHATTİN ALİ KİTAP ALINTILARI

Benim ay ışığını ne kadar sevdiğimi bilemezsin. Mehtaplı gecelerde yalnız başıma gezmek kadar hoşuma giden şey yoktur. Yalnız, bilmem dikkat ettin mi, mehtap insana daima bir arkadaş aratır.



İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu… İçimizde şeytan yok… İçimizde aciz var… tembellik var… iradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey; hakikatleri görmekten kaçınmak itiyadı var.


İnsan tahammül edemeyeceğini zannettiği şeylere pek çabuk alışıyor ve katlanıyor.


Bu akşam anladım ki, bir insan diğer bir insana bazan hayata bağlandığından çok daha kuvvetli bağlarla sarılabilirmiş. Gene bu akşam anladım ki, onu kaybettikten sonra, ben dünyada ancak kof bir ceviz tanesi gibi yuvarlanıp sürüklenebilirim.


Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. Sen bana dünyada başka bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin.


İnsan dünyaya sadece yemek, içmek, koynuna birini alıp yatmak için gelmiş olamazdı. Daha büyük ve insanca bir sebep lazımdı.


Fakat dünya insan olmayan insanlarla doludur.


Bu akşam anladım ki, bir insan diğer bir insana bazen hayata bağlandığından çok daha kuvvetli bağlarla sarılabilirmiş.


Kendinde her şeyi yapabilecek kuvveti görmek, sonra yapılacak hiçbir şey bulamamak. Tükenmek bilmez bir sabırla bir meçhulü beklemek.


İnsanlara ne kadar muhtaç olursam, onlardan kaçmak ihtiyacım da o kadar artıyordu.


İnsanların en zayıf tarafları, sormadan, araştırmadan, düşünmeden, kafalarını patlatmadan inanmak hususundaki hayret verici temayülleridir.


Ben dünyadan ziyade kafamın içinde yaşayan bir insanım.


İnsanlar hâdiseleri basitleştirmeye, bayağılaştırmaya ne kadar meraklı! Bütün hayallerimi bir aptalca lâf berbat ediyor.


ANLAMLI GÜZEL SÖZLER

Niçin rüzgârlı sonbahar akşamlarında, sessizce yan yana yürüyerek ruhlarımızın konuştuğunu dinleyemiyoruz?


Etrafımız o kadar çirkefle dolu ki, temiz kalmak için bir tek çare kendi dünyamıza çekilmek ve muhitle, hiç olmazsa manen, alakamızı kesmektir.


Kim bilir. Belki uzak bir günde, büsbütün başka insanlar olarak, tekrar karşılaşır ve belki gülüşerek birbirimize ellerimizi uzatırız.


Kimseye ihtiyacım yok. Kimseye minnettar olmak, kimsenin dostluğunu, lütfunu istemek niyetinde değilim.


Bekleyen her şey bir gün solar ve ölür. Bu bir papatya da olabilir veyahut “umut” da.


Ben şimdiye kadar her şeyden çok kitaplarımı severdim. Bundan sonra her şeyden çok seni seveceğim ve kitapları beraber seveceğiz.


Böyle dümdüz bir beynim olacağına hiç olmamasını tercih ederdim.


Şimdi şiir bence senin yüzündür,
Şimdi benim tahtım senin dizindir,
Sevgilim, saadet ikimizindir,
Göklerden gelen bir yadigâr gibi.
Sözün şiirlerin mükemmelidir,
Senden başkasını seven delidir,
Yüzün çiçeklerin en güzelidir.
Gözlerin bilinmez bir diyar gibi.


İnsanlar birbirlerini tanımanın ne kadar güç olduğunu bildikleri için bu zahmetli işe teşebbüs etmektense, körler gibi rastgele dolaşmayı ve ancak çarpıştıkça birbirlerinin mevcudiyetinden haberdar olmayı tercih ediyorlar.


Dünyada en tahammül edilemeyecek şey de aşık olmadığımız birisiyle beraber yaşamak mecburiyetidir.


Unutmayın ki, dünyada en korkunç şey, ümidini kaybetmektir.



Yarın öldüğümüz zaman birisi bize sorsa: ‘Dünyada neler gördünüz? ‘ dese herhalde verecek cevap bulamayız. Koşmaktan görmeye vaktimiz olmuyor ki.


İçimizde şeytan var. Can kırıkları var. Nefret var, yalanlar var. Bir yanımız bizi çoktan terk etmiş, kaçıyor. Melankoli ve hüsran var. Keşke bazı geceler hiç sabah olmasa.


ÖZLÜ SÖZLER

İçimde biriken hislerin birdenbire patlayarak beni zerreler halinde dağıtacağından korkuyorum.


İki insanın birbiriyle karşılaşması kadere, tanıştıktan sonra yan yana kalmaları ise onların gayretine bağlıdır.


Bilir misin, bizim en büyük maharetimiz nefsimizden beraat kararı almaktır.


İnsan alıştığı, güzel bulduğu, kendine yakın bulduğu yerlerden ayrılırken sanki vücudunun bir kısmını orada bırakıyormuş gibi üzülür.


Mevcut olmayan bir şeye malik olalım derken, mevcut olanları kaybettik.


Herkese içindeki iyilik kadar iyi bir hayat dilerim.


İnsanlar birbirinin maddi yardımlarına ve paralarına değil, sevgilerine ve alakalarına muhtaçtılar.


Vicdan azabı dedikleri şey, ancak bir hafta sürer. Ondan sonra en aşağılık katil bile yaptığı iş için kâfi ma­zeretler tedarik etmiştir.


Daha iyi, daha aydınlık bir yere varılacağına inanılmadan nasıl olur da bu yol yürünür?


Yüksek insan dışına değil, içine kıymet verendir.


Haydi, ne duruyorsunuz! Gülün, sevinin, hayat kadar tatlı şey var mı?


Ben ikide bir de böyle oluyorum, bazen bütün insanları boyunlarına sarılıp öpecek kadar seviyorum, bazen de hiçbirinin yüzünü görmek istemiyorum.


Herkes ne diyecek? Fakat bu ana kadar herkesten ne gördüm ki… Bana en yakın olanlar dahil olmak üzere, bu herkes dedikleri şey beni üzmekten, hayatımı manasız bir hale sokmaktan başka ne yaptı? 


Belki de yeni bir başlangıç yapmanın vaktidir. Yeni bir başlangıç için her şeyi yıkmanın vakti.


Daha fazla güzel söz için tıklayınız


Sabahattin Ali hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir