İMAM-I ŞAFİ SÖZLERİ

İmam Şafi (İsmail bin İbrahim el-Muzeni el-Şafi), 767 yılında Mekke’de doğdu. İslam hukukçusu, fıkıh alimi ve İslam düşünürü olarak tanınır. Genç yaşlarda Kur’an ve hadis gibi dini konulara ilgi duydu ve bu alanda eğitim aldı.

Eğitimini tamamladıktan sonra, özellikle fıkıh (İslam hukuku) alanında derinlemesine çalışmalara başladı. İslam hukukunu daha sistematik bir şekilde ele alarak, bu alandaki görüşleri ve yöntemleri yeniden şekillendirmeye çalıştı.

İmam Şafi, farklı hukuki görüşlerin ve yerel uygulamaların birleştirilmesi gerektiğini savundu. Onun “usul al-fıkıh” olarak bilinen metodu, Kur’an, hadisler, sahabe sözleri ve akıl yoluyla hukuki hükümleri çıkarmaya dayanıyordu. Bu yaklaşım, İslam hukukunun temel yöntemlerinden biri haline geldi.

Bağdat, Mısır, Yemen gibi farklı İslam bölgelerinde öğretmenlik yaptı ve öğrenciler yetiştirdi. Öğrencileri arasında daha sonra büyük fıkıh alimleri ve İslam düşünürleri de yer aldı.

İmam Şafi, dini ilimler alanında önemli eserler bıraktı. En tanınmış eseri olan “el-Risale”de (Risale-i Şafi) fıkıh konularını ele aldı ve hukuki görüşlerini açıkladı. Ayrıca şiir yazma yeteneğiyle de tanınır ve bazı şiirlerinde dini ve ahlaki konuları işledi.

İmam Şafi, 819 yılında Kahire’de vefat etti. Ölümünden sonra da öğretileri ve metodolojisi, İslam hukukunun gelişiminde ve anlayışında etkili olmaya devam etti. Onun fıkhi yaklaşımları, Şafi mezhebinin temelini oluşturdu ve günümüzde hala pek çok Müslüman topluluk tarafından takip edilmektedir.

Bu yazımızda İmam Şafi’den sizler için bir demet hazırladık istifade edip sevdiklerinizle paylaşmanız en büyük dileğimiz.


SÖZLERİ

Kim dünyayı isterse ilme sarılsın, kim âhireti isterse o da ilme sarılsın.


Teheccüdde yapılan dua, hedefi şaşmayan ok gibidir.


Yüksek fazîletler, gösterilen gayret nisbetinde kazanılır.


Amellerin en zoru şu üçüdür:

  1. İmkânı az iken de cömert olabilmek.
  2. Dâimâ doğru söylemek.
  3. Yalnızken de takvâ üzere olmak.

Bütün tartışmalarda galip gelmeye çalışma! Bazen kalpleri kazanmak, tartışmayı kazanmaktan daha evla olabilir.


Bilgiyi öğrenmek isteyen, sabır ve azimle çaba göstermelidir. Zira bilgi elde etmek, değerli bir hazine kazanmaktır.


İlim öğrenmek, meyvesini ileriki zamanlarda verir. Bu nedenle bugün sabırla çalışmak, yarın için bir yatırımdır.


Bir insanın değeri, içinde bulunduğu zorluklara karşı gösterdiği sabır ile ölçülür.


Dostluklar, güzel ahlakla kurulmalıdır. Çünkü güzel ahlak, kalıcı ve sağlam ilişkilerin temelidir.


Kendini başkalarının yerine koyarak empati yapabilmek, insanın ruhsal olgunluğunun bir göstergesidir.


Âlimlerin; ziyneti, takvâ; süsü, güzel ahlâk; güzelliği, gönülden cömertliktir.


Bir hata yaptığında hemen pişman ol, hatanı düzeltmek için çaba göster. Çünkü insanlık hali hatalarla doludur.


Cömertlik ve yardımseverlik, insanın ruhunu zenginleştiren en güzel değerlerdendir.


Tevâzu, cömert ve asil kişilerin ahlâkındandır. Kibir ise, zavallı kimselerin huyudur.


Kendine değer vermeyen, başkalarından da değer göremez. Önce kendini sev, sonra diğerlerini sevebilirsin.


İnsanlar arasındaki en güzel ilişki, samimi ve ihlaslı olan ilişkidir.


En zâlim kimse; yükselince akrabasına kabalık eden, dostunu tanımaz olan, fazîlet sahiplerine kibirlenendir.


Hayatın en değerli hazinesi zamanı iyi değerlendirmektir. Çünkü zaman bir daha geri gelmez.


Sen kendini hak ile meşgul etmezsen, bâtıl seni işgal eder.

Unutma ki; sustuğuna pişman olan pek azdır da, konuştuğuna pişman olan çok kimse vardır. Dilini muhafaza et ey insan. O bir yılandır, seni sokmasın!


Kimin aklı; kendisini her türlü zemmedilmiş, kötü ve ayıplanacak şeyden alıkoyuyorsa, asıl akıllı kimse odur.


Dünyada en huzursuz kimse, kalbinde kin ve haset tutandır.


İnsanların kıymetçe en yükseği, kendinde bir kıymet görmeyenlerdir.


Kervanların, yolculuk esnasında ev inşâ etmeleri akıl kârı mıdır?


İnsanların en fazîletlisi de mahviyet içinde yaşayanlardır.


Tevâzu, cömert ve asil kişilerin ahlâkındandır. Kibir ise, zavallı kimselerin huyudur.


Tevâzu muhabbeti doğurur, kanaat ise rahatlığı ve gönül huzurunu…


Dünya ve âhiretin hayrı beş haslettedir:
  1. Gönül zenginliği.
  2. Kimseyi incitmemek.
  3. Helâl kazanç.
  4. Takvâ elbisesine bürünmek.
  5. Her hâlükârda Allâh’a güvenmek

İki husus için tabîbin yapabileceği bir şey yoktur:

  1. Ahmaklık ve
  2. Yaşlılık…

Dâimâ hizmet ve gayret içinde ol! Çünkü hayatın gerçek lezzeti, hiç bezginliği olmayan bir yorgunluktadır.


Bir müddet ilim öğrenmenin çilesini çekmeyen, acısını tatmayan kişi; hayatı boyunca cehlin perişanlığı içinde bocalar durur.


Verânın yani şüpheli şeylerden kaçınmanın aslı, kanaat; neticesi, rahatlık ve gönül huzuru…


Kimin tek arzusu, midesine girecek şeyler ise; o kimsenin kıymeti de midesinden çıkanlar mesâbesindedir!


Bir adam görünüşte ne kadar güzel ahlâklı olursa olsun; bile bile vicdansız ve kötü huylu adamları dost edinirse, ahlâksızlıkta onlarla müşterek sayılır.


İçinde sana dîninden haber verecek bir âlimin ve hastalandığında seni iyileştirecek bir doktorun bulunmadığı memlekette oturma!


Kim ki gayret etmeksizin yükselmeyi arzu ediyorsa; o kişi, ömrünü bir muhalin yani imkânsızın peşinde hebâ ediyor, demektir. İzzet istiyorsun, sonra da gece uyuyorsun! (Öyle mi!)


Daha fazla dini söz için tıklayınız

İmam Şafi hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir